Burak Yaziyor

..........................................................................................................

Yüzde Doksanımız Müslüman, İçimiz Rahat...

 

Özgecan'ımıza ve bir çok kadınımıza karşı işlenen bu insanlık suçlarına karşı söylencek çok şey var, fakat yapılacak pek fazla bir şey yok sanırım.

Yok çünkü ateş düştüğü yeri yakmaktadır, kimileri siyaseti böyle bir olaya alet ederek prim yapmaya çalışıyor, kimisi şarkıcı olarak gündeme gelmeye çalışıyor.

Dini siyasete alet ediyorlar, siyaseti dine alet ediyorlar, din üzerinden prim yapılıyor. Bir atasözünden örnek verecek olursak "Aç tokun halinden anlamaz" ve anlamıyor.

Bu olayda benim dikkatimi çeken çelişkili durum ise ülkemizin yüzde doksanının müslüman olması. Tamam hoş güzel, İslam muhteşemdir. Fakat yüzde doksanı müslüman olan bir ülkede bu insanlık dışı olayların yaşanması ne kadar çelişkiliyse, bir "din" hocasının çıkıp yedi yaşındaki bir kız çocuğu ile evlenilebileceğini savunması bir o kadar çelişkilidir.

İnsanoğlun ve insankızının ilk olarak müslüman olmadan önce insan olması lazımdır.

İnsan olsun ki müslüman olmak için temeli olsun. Bir bina inşaatına çatıdan başlayamazsın, temelden başlayabilirsin kadem kademe çıkarsın. Fakat öyle bir körelmişiz ki toplum baskısından dolayı; müslümanım diyorsun ama adam öldürüyorsun. Toplum baskısı haline gelmiş bir din olgusu oluştu ülkemizde. Buda İslamiyeti lekelemektir.

İçler acısı olan durum ise yüzde doksanı müslüman bir ülkede; dünyada çocuk pornosunda ilk beşte, ensest ilişkide ve hayvan tecavüzünde birinci, yolsuzlukta tarihe geçmiş olmamızdır. Ama yüzde doksanımız müslüman olduğu için hiç bir sıkıntı yok,

içimiz rahat. Dinin toplumsal faydaları dediğimiz zaman bu başlık altında maddeleyebildiğimiz neler var? Ama yüzde doksanımız müslüman değil mi? Özgecan Aslan'a Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Adaleti ise ilahi güçten bekliyorum...

 

-Burak Karagöz -18.02.2015

 

........................................................................................................

Nadide bir Sadeleşme hikayesi

Sevgili NSFC okuyucularının öncellikle mübarek Ramazan-ı Şeriflerinin hayırlara vesile olmasına, felağa vesile olmasına, kalben, ruhen, bedenen, arınmaya temizlenmeye vesile olmasını diliyorum. Kalplerin gönüllerin maneviyat ile dolmasını ve nefisimizin oruç ile terbiye olmasını diliyorum. Saygı ve sevgilerimi arz ediyor, yazıda bir hatam olursa peşinen özür diliyorum. Bu güzel huzur dolu, ilahi esintilerin gönlümüzü beslediği bu ay içinde olmaktan mutluluk duyuyorum. Bu aya yakışır bir konu işlemeye özen gösterdim bu yazımda. Ramazan-ı Şerif ayımız sadeliktir, sıfatlandıracak olursak beyazdır bembeyazdır, temizdir. Buna paralellik gösteren bir konu ise "Nadide" olan bir sadelik, temizlik, arınma ve saflık olan Nadide Sultan'ın sadeleşmesidir. Hem müzik açısından hem görünüş açısından, sadeleşen bir Nadide bizi karşıladı, bundan 4 sene önce 2010 yılında "Nadide'S" albümü ile. Sadeleşti, arındı, ismini kısalttı "Nadide'S" oldu, "Olmadı Gitti" dedi büyük ilgi topladı, coştu ve coşturdu. 2 sene önce 2012 yılında "Hayat Aşktan Yana" dedi, tam olarak sadeleşme evresini tamamladı. "Nadide", beyaz, sade, kaliteli, profesyonel bir albüme imza attı. Sadeleşen Nadide çok beğenildi. Tebrik topladı. Geçtiğimiz sene 2013 yılında kariyerinde bir ilke imza attı dijital single çıkardı. Kendi yazdı söyledi ve bol "giderli" olarak "Anlayan Anlar" dedi. Kıpır kıpır tam bir yaz şarkısı oldu. Bu sene yine kariyerinde bir ilke imza atarak, tek kelimeyle kusursuz bir düet yaptı. Söz ve müzik Nezih Üçler, Deha Bilimlier'e ait olan bir şarkı, öyle bir şarkı ki insanın yüreğine işleyen Nadide'nin eşsiz sesiyle hayat bulan bir şarkı. "Vazgeç Kalbim" dedi ve herkesin yüreğine işledi. Büyük bir ilgi gördü ve bu ilgi devam etmekte. Gelen tebrikler, paylaşımlar, içten ve samimi yorumlar şarkının ne kadar çok sevilgiğini ortaya koyuyor. Sadeliğini yine koruyan Nadide "Vazgeç Kalbim" ile müzik kalitesini ortaya koydu. Ses kalitesi, müziğin kalitesi tartışılmaz. Türkiye'nin çok beğenilen internet sitelerinde günün şarkısı seçildi. Radyolarda şarkı listelerinde üst sıralarda yer aldı. "Vazgeç Kalbim Nadide'nin Müzik Kalitesini Ortaya Koydu" gibi beğeniler yağdı. Sosyal paylaşım sitelerinde sıkça paylaşıldı ve paylaşılmaya devam ediliyor. Nadide 17 yıllık, Türk Sanat Müziği kökeni olan, bir pop sanatçısıdır. 17 yıl az bir zaman dilimi değilidir. Ve bu 17 yılda çizgisini hiç bozmadan şarkıları ile zirvede olan bir sanatçı oldu. Şarkıları günümüzde hala daha söylenen Nadide 17 yılda tabiri caizse bir marka oldu. Yenilenmek için değişim şarttır ve her zaman kendini yenileyen Nadide hep gelişti ve yenilendi. 1997'de kendi yazdığı "Vuslata Beş Kala" ile zirveyi yakaladı. 20 yaşında çok genç, zirvede olan bir sanatçı, bize magazincilerin yarattığı bambaşka bir "Nadide Sultan" olarak lanse edildi. Neyse ki buna hemen dur diyen ve bize samimi, içten, saf, temiz olan Nadide'yi gösterdi. Çizgisini hep korudu. Her zaman müziği ile ön plana çıktı. Eğitim hayatını devamlı sürdürdü. Öğrenmeye doymadı, müziğin ustası oldu. Hem okudu, hem çalıştı. Albüm yaptı, zirvede kaldı.

"Vageç Kalbim"i dijital platform üzerinden çıkaran Nadide yine kariyerinde bir ilk olan klip yönetmeni oldu. Sade, kaliteli, müziğin imalathensinde bir klip çekti. Yani Nadide bizi müziği ile hep doyurdu. Yenilendi, değişti, sadeleşti, hep en iyisini yaptı. 17 yılda bizi hep besledi, hatasız kul olmaz fakat Nadide hiç bir zaman çok büyük bir hata yapmadı. Ufak tefek olan hatalarda su kaldırır cinstendi. Herkesin yaptığı normal olan şeyler Nadide yapınca anormalleştirildi. Her neyse geçmise mazi diyoruz ve Nadide'ye hep kendini geliştirdiği, kaliteli işler yapıp bizi hep beslediği için sonsuz minnetlerimi huzurlarına sunuyorum.

Ve bir hadis ile yazımı bitiriyorum;

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hizmetkârı olan Ebû Hamza Enes İbni Mâlik el-Ensârî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.” (Buhârî)

Yazımı zaman ayırıp okuduğunuz için, sonsuz teşekkürler. İmla ve yazım hatalarım olduysa tekrardan özür dilerim. Sizleri en güzel yere Rabbim'e emanet ediyorum. Sevgiyle kalın...

.............................................................................................................

 

Türk Pop Müziğinin Sultanı Nadide Sultan

Öncelikle tüm okurlara, sevgili NSFC takipçilerine sevgiler ve saygılar. Ben Burak Karagöz, NSFC'ye kısa bir süre önce yönetici olarak dahil oldum ve bu ailede olmaktan büyük gurur, mutluluk duyuyorum.

Bana verilen bu köşede farklı konuları kendimce işleyeceğim, yorumlayacağım... Öncelikle yazdığım yazıda bir hatada bulunursam yada farklı düşüncelere ters gelirsem ki çok doğaldır "düşünce" özneldir. Şimdiden herkesten özür dilerim. Ve kıymetli zamanlarını ayırıp bu yazıyı okuyanlara sonsuz minnetlerimi arz ederim. Evet öncelikle size Nadide'yi nasıl, nerede ve ne zaman tanıdığımı tabiri caizse keşfettiğimi anlatmak isterim.

Nadide'yi 2007 yılında bir müzik kanalında "Dene Bakalım" şarkısı ile tanıdım. Bu muhteşem şarkıyı kimin söylediğini merak ederek araştırmaya başladım. Ve baktım ki pop müziğin Sultanı, Nadide Sultan. Fakat bir türlü pop sanatçısı olduğunu anlatamamış, (mutlak surette "Konyalım" türküsü yüzünden) bir pop Sultanı Nadide Sultan yorumluyormuş bu güzel şarkıyı. Sonrasında Nadide'yi araştırmaya Nadide'nin biyografisini okumaya ihtiyaç duydum. Ve müzik ile bebekliğinden beri içili dışlı olduğunu öğrendim. Daha sonrasında diğer albümlerindeki şarkıları dinlemeye başladım ve çok beğendim. Gerek "Vuslata Beş Kala" gerek "Tutuldum" ve daha niceleri...

Artık her gün Nadide Sultan dinliyordum. 10-11 yaşlarında bir çocuğun Nadide Sultan dinlemesi dışardan enterasan dursada her geçen gün Nadide'den yeni mükemmellikler keşfediyordum. Bu süreçte tam bir Nadide hayranı oldum, azimim ile Nadide'yi tanıdım ve çok mütevazi, alçak gönüllü mükemmel bir insan olduğunu gördüm. Özetle Nadide Türk pop müziğinin Sultanı'dır. Fakat bu gerek geçmişte gerekse günümüzde pek anlaşılamadı malum o meşhur türkü "Konyalım" yüzündende olabilir ama bana göre asıl sebebi birazdan dile getireceğim. Böyle büyük sesli bir pop şarkıcının olduğu bilinemedi.

Popçu Nadide'ye Türkücü diyen oldu fantazi şakıcısı diyen oldu, arabeskçi diyen ve hatta "Beni Sordu Mu?" şarkısı nedeniyle rockçı diyen bile oldu.

Ama pop diyen yok, aslında pop müzikte böyle güçlü seslere alışık olunmadığı için kabul edilmedi diye düşünüyorum asıl sebebi bu olmalı. Sadece şarkılar ile sesi olmadan meşhur olan popçulara, konserlerde playback üstüne canlı söylemeye çalışan popçulara alışık olduğumuz için Nadide gibi yüksek perdeli, ve güçlü sesli bir popçuyu kabul edemedik. O kalıba sığdıramadık çünkü o pop müziğinin Sultanı, popçuların en güçlü sesi ünvanını hak ettiği için böyle olduğunu düşünüyorum. Popçu denildiğinde pek sesi olmayan, hafif müzik yapan kişiler akla gelir.

Ama Nadide bu düşünceyi çürüttü. Ve gerek sesi ile gerekse pop müziğinin ne kadar kaliteli olabilceğini bize "Vazgeç Kalbim" ile ve diğer şarkıları ile gösterdi. Bence biz Nadide'ye popçu sıfatının hafif kaldığını düşünerek ona popçu diyemedik. Ama şarkılarına ve tarzına göre öyle olduğu için bizde ona pop müziğin Sultanı diyoruz. Özetle Nadide Sultan bir pop santçısı pop pop pop. Yazımın sonuna geldik tüm okurlara tekrardan saygı ve sevgilerimi arz ediyorum. Yazımda varsa gözden kaçan yazım hataları özür diliyorum.

Sizi en güzel yere Rabbim'e emanet ediyorum... Sevgiyle kalın

Burak Karagöz

twitter.com/karagozburak_bk

..................................................................................................................

yeni yazım

"%90 miz Müsüman, Icimiz Rahat...i" ile

sizlerleyim...

 

bir önceki yazim

"Nadide bir sadeleşme hikayesi" ile

sizlerleyim...

ilk yazım

"Türk Pop Müziğin Sultanı Nadide Sultan" ile

sizlerleyim...