yeni yazım

''Yeni moda buzlu su...'' ile

sizlerleyim

 

yeni yazım ''Nabi'den Müziğe dair yorumlar''

ile

sizlerleyim

 

 

 

 

 

 

...............................................................................................................

Merhaba yeniden,

şu sıra moda haline gelen, meydan okumalar, baştan aşağı buzlu su dökmeler bence yeterince sıktı artık. Ünlüler reklamlarını bol bol yaptı fakat sadece ben mi bu projenin yaratmak istediği farkındalığı göremedim bilemiyorum. Evet ALS hastalığı nedir, tedavi yöntemleri nelerdir, ve aile içinde yaşananlar nelerdir, sorlukları, sorunları nelerdir hiç öğrenemedim nedense. Bağış yapanlarının dekontları, hesaplara yatırılan yanlış paralar gündemdeydi. Bence farkındalık ve ilgi değil sadece moda haline dönüştü sonuç. Tabi iyi niyetli yaklaşımlar vardır. Ama birşey anlamını yitirdiğinde değeri kalmıyor ne yazik ki, ve artık sıradanlaşıyor. Artık tepki olarak baştan aşağı kum dökenlerde var, Gazze için, bilmem yakında insanlar artık üstlerine ne dökecekler. Evet tepki olarak gösterilenler güzel, ama neye tepki veriliyor onu anlamak biraz güç, ALS hastalarına dikkat çekmek isteyenlere mi yoksa bunu moda akımı haline getirenlere mi? Herhalde ikinci seçeneğe olsa gerek.

Neyse facebookta göre göre, bir anda yazmak geldi içimden, içimdeki duyguları paylaşmak. Doğru yanlış ona siz karar verin.

Yazımı son olarak ALS ile ilgili faydalı bilgilerle bitirmek istiyorum. Kendinize iyi bakın

ALS NEDİR?

Amyotrofik lateral skleroz (ALS), merkezi sinir sistemi, omurilik ve beyin sapındaki nöronların azalması ya da ölmesi sonucunda meydana geliyor. Tıp henüz bu nöronların niçin öldüğünü bulamadığı için çaresini de bulamıyor. ALS hastaları genellikle ortalama 3 ila 5 yıl yaşayabiliyor.

Başımızdan su dökerken dualarımızı unutmayalım. Şükredelim her anımıza, dua edelim bol bol. Rabbim tüm inanan hastalara şifa versin, dertlerine derman bulmalarını nasip eylesin. (Amin)

twitter.com/nabinsfc

26.08.2014

 

 

 

.............................................................................................................

size yeni köşemden sevgiyle selamlıyorum. Öncelikle ben kendimi biraz tanıtayım. Almanyada yaşamakta, üniversite öğrencisi ve NSFC’nin kurucusu ve yıllardırda yöneticilerinden birtanesiyim. Sevgili Burak kardeşim bu fikri ortaya attı ve artık gündeme dair, hayata dair düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

 

Başta sevgili Nadide’yi kutlamak istiyorum azimle ve başarılıyla geçtiğimiz günlerde Yüksek Lisansını teslim etmiş ve mezun olmuştur. Hayatımıza dair güzel örneklerden birtanesi kendisidir. 17 yıllık kariyeri olmasına, yani piyasada isim edinmesine rağmen zamanında yarım bıraktığı eğitimine yeniden sarılıp başarılarıyla bizlerle olması alkışlanası bir durum. Ki eğitim veya öğrenmek hayatınıza, yaptığınız mesleğinize o kadar şey katıyor ki, bunu Nadide’nin değişen müzik kalitesindede görmek mümkün. Umuyorumki daha nice başarılarıyla birlikte olacak. Darısı bizim gibi tüm öğrencilerin başına.

 

Geçenlerde Türkmen bir arkadaşım sizdede hiç genç kadın şarkıcı yok hepsi 30-40 yaşlarda dedi. Evet bir düşündüğümde kendisi haklı. 90larda çıkış yapmış isimler halen bir şekilde var yada var olmaya çalışıyor fakat zamanında türk müzik piyasasının hareketli dönemleri yok. Yeni çıkış yapan şarkıcı sayısı azalmış durumda ve Piyasa belli başlı isimlerin elinde. Kimin mi? Demet Akalın, Hande Yener, Gülşen, Sıla, vs. Her sene mutlaka şarkılarıyla ilk sıralarda her alıyorlar ve yeni isimlere ihtiyaçta duyulmuyor, çünkü sürekli tüketen bir halka üretim yapmaktalar. Erkeklerde ise bu pek böyle olmamakta.

 

Gelelim Nadide’nin yeni single çalışmasına. Nadide Sultan denilince hep Konyalım türküsü akla gelmekte. Evet başarılı şarkılar çıkarmıştır ve konserlerindede hep bir ağızdanda söylenir, sevilir ama Konyalım’ın yerini hiç biri gönüllerde tutmamıştır. Aslında baktığımızda Konyalım türküsünü şimdiye kadar en iyi Nadideye yakıştı ve bütünleşti, sanki türkü seslendiren sahibini arıyormuşcasına ve bu şekildede türk müziğine sesiyle kalıcı bir eser bırakmış oldu. Her daim eğlendiren, coşturan bir eser. Artı yönleri kadar eksi yönleride var, cünkü her daim Nadide Sultan’ın müzik kalitesini düşürdü. Ama son yıllarda yapmış olduğu kaliteli eserlerle birlikte, heleki Vazgeç Kalbim’le birlikte müzik kalitesini yukarı çekmeyi başardı. Ayrıca bu çalışmalayla birlikte ses renginin güzelliğinide ortaya çıktığını düşünüyorum. Klibide ayrı bir güzel olmuş, doğal ve sade, tam Nadideyi yansıtan.

 

Neyse müziği kenara bırakalım.

Önümüzdeki hafta Ramazan ayı başlıyor. Yine sağlığımız elverdiğince orucumuzu tutacağız inşaAllah. Yakında Tvlerde geleneksel her sene duyduğumuz Ramazan orucuyla ilgili sorular bizlerle olacak. Her sene duyduğumuz ve hocaların cevaplaya cevaplaya bıkmadığı sorular. Oruçken sakız çiğnenir mi? yada dış fırçalanır mı? gibi. Neden daha çok maneviyatla uğraşmayıp böyle sorularla kafamızı yoruyoruz anlamamaktayım. Bu soruları mantık yürüterek, yani yapmamakla çözülebilir aslında ama merak işte. Emin olmadıkça şüpheye düşeçeğimiz şeylerden kaçınmalıyız.

Neyse ülkem için, tüm Islam alemi için hayırlı Ramazanlar diliyor ve Peygamber efendimizin şu sözüyle yazımı bitirmek istiyorum.

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

"Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire vurularak bağlanır."

Bir dahaki yazımla sizlerle olmak dileğiyle Allaha emanet olun.

...................................................................................................

NabiNSFC

twitter.com/nabinsfc

nabinsfc@nadidesultanfanclub.com